Mimarlık Öğrenciliği Anatomisi

Bir güz sabahına açarsınız gözlerinizi… İçinizde bir heyecan ki sormayın… Mimar olma yolunda ilk somut adımı atacaksınızdır o gün. Okula girer girmez bir öğrenci kitlesiyle karşı karşıya kalırsınız. Bugün bir başka saflık vardır üzerinizde. Okulun kafesini hınca hınç dolduran öğrencilere bakarken kendinizi küçümsersiniz. Bunlar ne çabuk arkadaş oldu diyerekten… O gün o heyecanla düşünemezsiniz görüş alanınızdaki öğrencilerin 70%’inin eski öğrenciler olduğunu…

Liseden bilirsiniz ki ilk gün herkes kendi sınıfına gider. Ancak siz hangi sınıftasınız bilmezsiniz ki. O gün öğrenirsiniz ki üniversitede bazı tanımlar farklıdır. Üniversitede genel anlamda sınıf yoktur, dönem vardır. Teneffüs yoktur, ara vermek vardır. Sınav yoktur, vize vardır. 5lik not sistemi yoktur, harf sistemi (4lük sistem) vardır. Karne yoktur, transcript vardır…

Kısa bir okul turunun ardından mimarlık katına gelirsiniz. Yıllar boyu sürecek arkadaşlıklarınızı kuracağınız o kişiler adeta sözleşmişçesine oraya gelmektedir. Topluluk öbekleri oluşmaya başlar…

İlk hafta mimarlık 1. sınıf öğrencileri için gezi haftasıdır. Tüm şehri gezdirirler. Bu süreçte de yeni arkadaşlarınızı test eder, samimiyetine inandıklarınızı yakınınızda tutmaya çalışırsınız. Bazıları tüm üniversite hayatınız boyunca yakınınızda olacak bazıları da zamanla başka arkadaş gruplarına kayacaktır…

Hocalarınız ilk mimari tasarım derslerinde sizi konuşturmak için uğraşırlar. Bazen size çok saçma gelebilecek konularda yorum yapmak ve fikrinizi dışa vurmak zorunda kalırsınız. Bitse de gitsekleri oynarsınız…

Üst sınıfların maketlerini koridorlarda görünce korkmaya başlarsınız. Hele o duvarlarda asılı olan paftaları gördükçe yüz çevirirsiniz. “Ben bunları yapabilir miyim? Yapamam ki!” diye geçirirsiniz içinizden.

Gün gelir, haftaya çizim yapacağınızı söylerler. Çizim için t cetveli, gönye seti, portmin kalem ve eskiz kağıdı getirmenizi isterler. Gönye ve t cetvelini duymuşsunuzdur ancak portmin kalem ve eskiz kağıdı da nedir diye sorarsınız birbirinize…

Günler çabucak geçer. Artık maket yapmaya başlayacağınızı söylerler. Sizden maket bıçağı, yapıştırıcı, bant ve oluklu mukavva isterler. Sonradan öğrenirsiniz; bildiğimiz koli kartonu, mimarlık okulunda oluklu mukavva diye anılmaktadır.

Mimarlık öğrencisi için hafta sonu tatili yoktur. Hafta sonu fırsatı(!) vardır. Hocalarınız hafta sonunu özellikle grup maketi yapmanız için paha biçilmez zaman aralığı olarak görmektedir. Grup maketleri yaparken iş bölümünden ve performanstan şikayetiniz olacaktır. Çünkü herkes kendince grubun en çok çalışanıdır.

İlk iki sene boyunca aldığınız teorik dersler size ayakbağı olacaktır. O dersleri defaatle aldığı halde defaatle kalanlar az değildir. Büyük çoğunluk mimarlık öğrenciliğinin son iki senesini alttan olan dersleri süpürmek için harcayacaktır.

Maddi boyutuna bakarsanız mimarlık eğitimi almak diğer bölümlere göre oldukça masraflıdır. Mimari tasarım derslerinin vazgeçilmezi olan jürilerde projenizi en iyi şekilde savunabilmek için maket yapmak, paftalar hazırlamak, çizimlerinizi ayrı ayrı kağıtlara çıktı almak zorundasınızdır.

Jüri deyip de geçmemek lazım… Her jürinin kendine has bir heyecanı olacaktır. Ortalama 3-4 kişiden oluşan bir hoca grubuna karşı ara jüriler ve final jürilerinde projelerinizi kabul ettirmeniz beklenir. Çetin geçen jürilerden hüsran ve sinir krizleri eşliğinde ayrılabilirsiniz. Bazıları için jüri; çöküşün başlangıcı, bazıları için azmin ilk adımıdır.

Zamanla dersler sıkıştırdıkça gece okulda kalıp sabahlamalar başlayacaktır. Okulun güvenlikleri artık sizi giriş kapılarında adınızla karşılamaya başlar. Uykusuz geceler önce zulüm olmakla beraber sonra ihtiyaç haline gelecektir. Önünüze gelen ilk sınavda “Hadi bu gece okulda kalalım.” diyeceğiniz zamanlar olacaktır.

Eğer vasat veya vasatüstü bir öğrenci iseniz mimari tasarım derslerinde notunuzu hiçbir zaman kestiremezsiniz. Jüriler gelir geçer ama ortada bir not yoktur. Notunuzu ancak dönem sonunda öğrenirsiniz.

Okulunuz, imkanları ölçüsünde ders kapsamında toplu geziler organize edecektir. Şehirlerarası ve uluslararası olan bu gezilerde arkadaşlarınızla hiç unutamayacağınız hatıralar bırakırsınız.

Yıllar geçtikçe hocaları daha iyi tanıyacak ve hemen hemen hepsini ayrı ayrı yaftalayacaksınız. Hocalarınızı artık yeterince tanımış öğrenciler olarak hocaların nabzına göre şerbet ayarı yapacak ve derslerinizi ona göre önem sırasına dizeceksiniz…

Arkadaşlarınız artık projelerini daha etkili ifade edebilmek için render (bkz: 3b tasarım modelleme görünümü) almaya başlayacaklarını ifade edecekler. Siz de bundan sonra mecburen vakit kaldıkça render için çalışacaksınız.

Sizden her mimari tasarım jürisinde ve finalinde istenecek maket, analizler, vaziyet planı, kat planları, kesitler, görünüşler, renderlar, konsept paftalarını yetiştirmek için birçok şeyden feragat edeceksiniz…

Mimarlık eğitimi sanılanın aksine sadece çizim değildir. Türkiye piyasa şartları ne kadar bunu öngörse de siz hedefinizi yüksek tuttukça kimse de size dur demeyecektir. Avrupa ve Amerika’da mimarlık bölümü, bizdeki gibi mühendislik fakültelerinin altında olmak yerine sanat ve tasarım fakültelerine bağlıdır. Ancak ülkemizde de sanatsal bilgi mimarlık öğrencilerine tattırılmak istenmiyor değil. Özellikle ilk iki sene, kendinizi hocalarınızla birlikte sanat galerilerinde ve bienallerde gezerken bulabilirsiniz.

Son senenize geldiğinizde sürekli ardınıza bakıp iç gecireceksiniz. Tüm öğrencilik hayatınız boyunca yaptıklarınızı fırsat buldukça arkadaşlarınızla yad edeceksiniz.

Ve gün gelecek mezuniyet töreniniz olacak. Eğer alttan dersiniz varsa mezuniyet töreninde diğerleri kadar haz duyamayacaksınız, imreneceksiniz…

Gün gelecek tüm derslerinizi verecek ve çıkış belgeniz için başvuru yapacaksınız. Başvuru için öğrenci kimlik kartınızı da iade etmenizi isteyecekler. Dört yıl önce aldığınız öğrenci kimlik kartınızı son kez elinize alacak ve teslim edeceksiniz… İki hafta kadar sonra da çıkış belgenizi (geçici mezuniyet belgesi) alacak ve belki de son kez okulun çıkış kapısına yöneleceksiniz…

Yeri geldikçe söyledim artık siz de söyleyecek ve şiar edineceksiniz ki: “Mimarlık okumak zor değil ama zahmetlidir.”

Selman ÇELİK