New York’tan İlk İzlenimler

Pasaport, vize derken 2 Aralık’ta başladı New York/ABD rüyası…

10 saatlik yolculuğun ardından JFK havaalanına indi uçak. Gümrükten geçtikten sonra karşılaştığım ilk farklılık taksiler oldu. Burada en eskisinden en yenisine kadar tüm taksilerde GPS sistemi var ve taksimetre açıldığı andan itibaren ekrandan nereye gittiğinizi ve anlık toplam taksi ücretini görebiliyorsunuz. Gideceğiniz yere vardığınızda kredi kartı ya da nakit olarak ödeme yapabilirsiniz. Ödeme ekranında görünce belki şaşıracaksınız ama sonradan alışacaksınız ki burada herşey vergiye tabi. Her eyaletin olduğu gibi New York eyaletinin yine aynı isimdeki New York City şehrinde de vergi var. Sanırım ABD’de vergi alınmayan tek bir eyalet varmış ancak oranın da neresi olduğunu henüz öğrenemedim…

Burada adres bulmak çok kolay kaybolmak çok zor. Genellikle caddeler ve sokaklar numaralar ile adlandırılmış ve ızgara sistemine göre yerleşim yapıldığı için aradığınız adresi bulmak çok kolay oluyor. Genellikle bölgedeki yatay akslardaki cadde ve sokaklar street, bu sokakları dikey olarak kesen caddelere ise avenue deniyor. Mesela bir yere gideceğiniz zaman elinizde şu şekilde bir adresle yola çıkıyorsunuz: 40 Street 5 Avenue No: 156 Manhattan/New York City/NY

Burada şehir içinde gideceğiniz heryere metro (subway) ile gidebilirsiniz. Bazen 7-8 metro hattı birden kesiştiği için 3 katlı metro durağında bulabiliyorsunuz kendinizi. Aylık 80 dolarlık bir metrocard ile sınırsız metro ve otobüs kullanabilirsiniz. Burada herkes yanında en azından 2 haftalık sınırsız metrocad bulunduruyor. Gezmek için birebir. Hem bu sayede aktarmalar da yaparak hiç yer altından çıkmadan gideceğiniz yere kadar gidiyorsunuz. Burada hemen hemen her tür insan metro kullanıyor. Tabiki araba da yok değil. Hele hele fiyatlarını bir duysanız buraya gelmek için gün sayarsınız. Ki arabaların hangi tür arabalar olduklarından hiç bahsetmeyeceğim bile.

Supermarketlerin yanısıra burada daha büyük marketler de var. Bu marketlerde gıda ürünlerinden ev eşyalarına, teknolojik ürünlerden kırtasiye ve eczane reyonuna kadar herşey var. Öyle ki bunlar bazen 2 katlı olabiliyor. Market içinde yürüyen merdiven görürseniz hele hele yürüyen merdivenlerin ortasında da ayaklı alışveriş sepetlerini yukarı çıkarmak ve aşağı indirmek için özel yürüyen merdivenler görürseniz hiç şaşırmayın. Burada Amerikan patentli gıda ürünleri ve teknolojik ürünler çok ucuz. Ancak gıda ürünlerini alırken üzerinde U,K gibi damgalar var mı diye bakmak gerekiyor. Yahudilerde de domuz haram olduğu için gıdalarda domuz ürünleri (domuz yağı, domuz eti) olmadığına dair damgalar bunlar.

Burada dünyanın heryerinden insan bulabilirsiniz. Manhattan’da Broadway Caddesi, 42 Street ve 7 Avenue’nin kesiştiği yerde Times Square bulunuyor. Gökdelenler boyunca dönen yazılar, video-reklamlar, yüzlerce insan 24 saat buraya akın ediyor. Ancak özellikle Manhattan’da safkan Amerikan bulmak çok zor. Burayı Çinli ve Koreliler işgal etmiş durumda.

Yollarda her zaman geçiş hakkı yayalara ait. Bazen kırmızı ışıkta yolun ortasında kalsanız bile arabalar sizin geçmenizi bekliyor. Ve işin garip yanı hemen hemen hiç korna sesi duymuyorsunuz.

Burada bazı toplumsal mutabakatlar da sağlanmış durumda. Mesela yemek yediğiniz bir yerde yemeğinizden kalan çöpü kendiniz atıp, masayı temiz bırakıyorsunuz…

Maalesef burada neredeyse hiç çay tüketilmiyor varsa yoksa kahve. Bir de sabahları bir donut sevdası var ki sormayın…

Metroda, sokakta ve hemen hemen her yerde en çok duyduğunuz iki laf: Excuse Me! ve Sorry!

Ahlak yönünden bakmak gerekirse de burada herşeyin fazla serbest olduğunu söyleyebiliriz.

Daha birçok birbirinden bağımsız dipnot düşebilirim ancak New York için ilk izlenimlerim genel olarak yukarıdakilerden ibaret…

Selam ve dua ile, fi emanillah…

Selman ÇELİK