Ben Terörist Değilim!

Akademik İngilizce eğitimimin henüz başlarıydı ve birgün “Terimler, insanların karmaşık argümanları kabullenmelerinde en etkili faktörlerden biridir.” diyerek konuya girdi hocam Julia Lockheart. Sonra devam etti: “Çok değil bundan sadece 70 yıl öncesinde insanlar, başka insanların dünyanın farklı bölgelerinde sırf etnik kökenlerinden dolayı birbirlerini öldürdüğünü duyduklarında şaşırıyor ve buna inanmakta güçlük çekiyorlardı. İlk kez 1944’te genocide (soykırım) kelimesi suicide (intihar, intihar etmek) kelimesinden türetilerek kullanıldı. Terimin yayılmasıyla insanlar soykırımı ve ne olduğunu kabullendiler.”

11 Eylül 2001’de New York’ta ikiz kulelere yapılan saldırıdan müslümanların sorumlu tutulmasıyla da islamofobi (islam korkusu, islam ve müslümanlara tümden duyulan rahatsızlık) kavramı birden dünya genelinde tanındı. Terimin mazisi daha öncesine dayanıyordu ancak o gün müslümanlar için ayrı bir milad oldu. Kısa vadede özellikle Amerika ve Avrupa’da yaşayan müslümanlar büyük zarar gördüler. İşten çıkarılmalar, yuvaların yıkılması, biten dostluklar… Ancak, uzun vadede sosyal medyanın kullanımı ve globalleşmenin azami seviyeye ulaşması da müslüman ve gayrimüslimleri tekrar eski ilişkilerine ve dahi ilerisine taşıdı.

Karan Johar’ın yönettiği My Name is Khan (2010) filmi de 11 Eylül sürecini konu alan bir film. Filmin bazı sahnelerinin gerçek islami değerlerden yoksun olmasına rağmen, ateşin düştüğü yerden bir dram yansıtılıyor. Ana karakterde asperger sendromlu (bir çeşit otistik rahatsızlık) Rizvan Khan isminde müslüman bir adam, Amerika’da tanıştığı ve severek evlendiği eşiyle 11 Eylül sonrası ayrılma sürecine giriyor. Khan, eşini geri kazanabilmek için elzem bir yolculuğa çıkıyor. Yönetmen Johar, filmde taraf tutmadıklarını ama mesajlarının oldukça açık olduğunu söylüyor: “İyi müslüman, kötü müslüman, iyi hristiyan ya da kötü hristiyan yoktur. İyi insan ve kötü insan vardır.”

11 Eylül sürecinde müslümanların tutuklandıkları iki bölgede de (New York/ABD ve Londra/İngiltere) bulundum ve şu ana dek 1,5 yıldan fazla süredir tecrübe edindim. 29 farklı ülkeden 100’den fazla arkadaşım oldu. Yerlisi olsun yabancısı olsun benim gördüğüm o ki, islam onların gözünde sadece kültürel bir farklılık. İnanın kimse benim onların hangi dinden olduğuyla ilgilendiğim kadar benim dinimi sorgulamıyor. Ayrıca, karşı tarafla yeterince samimi olmadan dinini sormanız oldukça garip algılanabiliyor. Elbette ki bazı islami(!) grupların dünya terörizminde yer aldığını düşünmüyor değiller ama tüm müslümanların bu işin bir parçası olduğu yalanına da artık inanmıyorlar.

Bir bakıma 11 Eylül ve sonrası, postmodernizmin modernizme getirdiği eliştirel bakışta da ele alınabilir. ‘–izmcilik’ adı altında yaftalanma ve tekdüzelileşme, yerini birey düzeyinde farkılaşma ve kültürel zenginleşmeye bırakıyor. İnsanlar artık o’cu yada bu’cu olmak yerine sadece kendileri olmak, farklı olmak ve bu şekilde iz bırakmak istiyorlar. Ancak postmodern düşünürler günümüzde de modernizmdeki nükteli deyişlerle dünyaya mesaj verme adetini sürdürüyor. Rizvan Khan’ın da filmde dünyaya seslendiği ve kısa sürede fenomen haline gelen mesajı gayet açık ve net: “My name is Khan, and I’m not a terrorist!” (Benim adım Khan ve ben terörist değilim!).

Selman ÇELİK