Erdoğan Neden Yıkılmıyor?

Eski Mısır’da 4500 yıl önce firavunlar bölgedeki güçlerini hissettirmeye başlamıştı. Mastaba denilen anıtmezarlardan evrilen piramitler Nil Nehri boyunca yükselmeye başlamıştı. Piramitlerin nasıl yapıldığı günümüzde hala birer tartışma konusudur. Birçok teori üretilmiş olup kesin yargılara varılamamıştır. Ancak bu yazı piramitlerin nasıl yapıldığından çok, niçin yapıldıklarını örnekleyecek.

Beylik söylemlerden yola çıkılırsa, Mısır Piramitlerinin üç ana amaçtan biri için yapıldığı farzedilir; anıt, mezar veyahut anıtmezar. Ancak şuana dek piramitlerde lahitlere (oyma mezar) rastlanmamıştır. Sadece anıt olmak özelliğinin de bu ölçekteki yapılar için o zamanın şartlarında yetersiz kaldığı aşikardır. Peki öyleyse piramitler niçin yapıldı?

Arnavut Yazar Ismail Kadare, The Pyramid isimli eserinde piramitler üzerine çok farklı bir görüşü dile getiriyor: Eski Mısır’ın Dördüncü hanedanın firavunlarından Khufu henüz ülkenin başına geçmişti. Günümüzde dünyanın yedi harikasından ayakta kalan tek eser olan Büyük Piramit’i o yaptıracaktı. 146 metre yüksekliğindeki bu devasa piramit aslında Khufu’nun yaptırmak istediği en son şeydi. Ancak rahipleri piramidin gerekliliği konusunda onu ikna etmeyi başardı. Firavun, iktidarının devamı için elbette ki bir piramit yaptırmak zorundaydı! O zamanlar Mısır’ın nüfüsü bir milyon civarındaydı ve bu nitelikte bir piramit için en az 100.000 kişinin emeği gerekiyordu. Ayrıca piramidin inşası firavunun hükümdarlık sürecinin tamamını kapsıyordu. Daha açık bir ifadeyle, piramit, iktidarın (gücün) korunması ve insanların bu gücün birer parçası haline gelmesi için biçilmiş mükemmel bir kaftandı. İnsanlar, yapımında paydaş oldukları bir eserin sahibine nasıl olur da bilahare karşı koyabilirdi? Kısacası, ülkedeki istikrarın korunması için piramitler firavunlar için vazgeçilmez birer unsur haline gelmişti. Her firavun kendi piramidini yaptırdı. Bazı firavunlar birden çok piramitle daha fazla insanı kontrol altında tutmayı ve onlara hükmetmeyi garantilemiş oldular. Piramitlerin devasa görünüşleri aslında firavunların gücünün de bir sembolü haline gelmişti.

Bugün, 4500 sene sonra Mısır’dan Türkiye’ye baktığımızda, aslında devlet idaresinde benzer anlayışların olduğunu görüyoruz. Günümüzde ülkelerde gerçekleştirilen jeolojik değişimler ve projeler ‘jeopolitika’ adı altında değerlendiriliyor. Gücün idame ettirilmesi için jeolojik projelere her daim ihtiyaç duyuluyor. Türkiye’de bunlara başlıca örnekler ise; Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) ve Kanal İstanbul. Diğer birçok jeolojik projenin yanında bu iki proje ülkenin geleceği için büyük nitelik taşıyor. GAP ile ülkenin güneydoğusu yeniden yapılandırılıyor. Kanal İstanbul ise ülkeye yeni bir boğaz kazandırıyor. Bu projelerde 100.000lerce insan çalışıyor ve çalışacak. Dünya çapındaki prestij ise cabası. Eğer siz bir ülkeyi yönetiyorsanız, iktidarınızı korumak için birçok proje geliştirmelisiniz. İnsanlar, sizin projelerinizin herhangi bir aşamasında bir parça haline gelmeli ve bu süreçlerde uğraş vermelidir. İnsanlara konuşacak, tartışacak, değerlendirecek ve çalışacak argümanlar ve projeler sunmalısınız. Bunları yaparken, projelerinizden halkın maksimum derecede faydalanmasını da gözetmelisiniz.

Son 11 yılda Ak Parti kanalıyla Recep Tayyip Erdoğan da demokrasi aracıyla kendi yönetim sistemini kurmuş ve Türkiye’nin günümüzde bir dünya ülkesi olmasına büyük katkı sağlamıştır. İçe kapanık bir ülkeden dışa açılan bir ülkeye dönüşümün erken süreci başlamıştır.

Türkiye’de iktidar olmak ve bunu sürdürmek için Eski Mısır’dakine benzer şekilde insanların sizin iktidarınızda birer köşesi ya da en azından birer emeği olması gerekir. Bugün Türkiye’de insanlar ülkenin dört bir tarafında Ak Parti’nin ve hükümetlerinin icraatlarından nasiplenmektedir. Siyasi yapıya bakılırsa da tüm Türkiye’yi saran mükemmel bir teşkilatlanma söz konusudur. Diğer bütün partiler ülkenin sadece belli bölgelerinde faal iken, Ak Parti ülkenin her köşesinde teşkilatlanmıştır. 10.000lerce insan bu teşkilatlarda hiyerarşi içinde görev almakta, çalışmakta ve sistemin parçası haline gelmektedir. Bu insanların liderlerine karşı bir anda ayaklanmasını beklemek büyük bir aymazlık olur. Bu uğurdaki tüm girişimler de uzun vadede ancak ve ancak mevcut iktidarı güçlendirecektir.

Başbakan Erdoğan’ın sahip olduğu bu sistemin günümüz Türkiye siyasi konjonktüründe bastırılması oldukça zor görünüyor. Zira, mevcut ana muhalefet partilerinin tümünün ideolojik partiler olması ve sadece belli görüşlere açık olması Ak Parti’nin iktidarını kolaylaştırmaktadır. Günümüz Türk seçmeni ideoloji partilerine sıcak bakmamaktadır. Ak Parti ve Erdoğan, tüm ideolojilerden ve görüşlerden insanları bağrına basarak iktidarını rahatlıkla sürdürmektedir.

Teşkilatın yanısıra; ülkenin birçok alanda kalkınması, Türk Ekonomisi’nin dünyanın 17. büyük ekonomisi haline gelmesi, IMF’ye olan tüm borçların ödenmesi, terörün bitme noktasına gelmesi, büyük ölçekli projelerin üretilmesi vb. birçok gelişme Ak Parti ve Recep Tayyip Erdoğan için iktidarın idame ettirilmesi yolunda başlıca kilometre taşları olacak gibi görünüyor.

Selman ÇELİK