Ortadoğu’da İkinci Derece Sibernetik Süreci

Ünlü Matematikçi Norbert Wiener, 1948 yılında ‘sibernetik’ kavramını “hayvanlarda ve makinelerde kontrol ve komünikasyon bilimi” olarak tanımlıyor. Bilahare gerçekleştirilen bilimsel tartışmaların neticesi olarak Macy konferanslarında sibernetik terimi birçok disiplin açısından yeniden ele alınıyor ve bu yeni bilim dalı birçok alana ışık tutmaya başlıyor. Genel olarak sibernetik bilimini her alanda varsayılan sistemleri ve bu sistemlerin geridönüşüm ve kontrol mekanizmalarını inceleyen bir disiplin olarak görebiliriz.

Bu bağlamda kullanılan en temel sibernetik örneği ise ‘termostat’tır. Bir su ısıtıcısı, içerisinde termostat olmadan ayarlanan sıcaklığa erişse bile suyu ısıtmaya devam eder ancak termostat bulunan bir sistemde termostatın verdiği geridönüş bildirimi neticesinde istenilen sıcaklığa gelindiğinde sistem kendini durdurur. Özetle kontrol ve geridönüşüm bildirimi mekanizmaları olmayan bir sistem uzun vadede ciddi sonuçlara sebep olabilir.

Sistemler üzerine kısa bir girişten sonra sibernetik tarihi içerisindeki gelişimlerine de değinmekte fayda var. Sibernetikçi Ranulph Glanville ve öğrencileri 2006 yılında sibernetik biliminin bir zaman çizelgesini hazırlıyorlar. Yapılan çalışmada da görüleceği üzere sibernetik ile ilginenen bilimadamları 1970lerin ortalarına kadar sistemleri ‘birinci dereceden sibernetik sistemler’ olarak inceliyor. Yani sistem döngüsünde yer alan bütün aktörler birbirlerine basit ilişkiler ile bağlı görülüyor ve hepsi bir bütün olarak değerlendiriliyor. Ancak 1970lerden sonra ‘ikinci dereceden sibernetik sistemler’ ayrımı yapılıyor ve sistemlerdeki aktörlerinin aslında sadece kendi aralarındaki ilişkileri değil, sistemi inceleyenlerin bu sistemlerle olan ilişkileri de incelenmeye başlanıyor.

Geçmişten günümüze siyasi dünya konjoktürünü ele aldığımızda karşımızda büyük ve çok değişkenli bir sistem beliriyor. Ancak bu sistemin de birince dereceden sibernetik bir sistem olduğunu görüyoruz. Zira bu sistemde göze çarpanlar yine sabit aktörler; global politikalarıyla dünyaya yön veren ülkeler ve çıkarları. Ancak sistemi birinci dereceden sibernetik yapan da bu ülkelerin sadece kendi aralarındaki ilişkileriyle inceleniyor olduğu gerçeği. İşte tam bu noktada şuan ve son birkaç yıl içerisinde Ortadoğu’da yaşadığımız süreç devreye giriyor. 2010lı yılların hemen başında ‘Arap Baharı’ ve başlıca katalizörü ‘Sosyal Medya’ alışılagelmiş olan dünya konjonktürüne yeni bir boyut kazandırdı. Artık bu sistemi inceleyenler (biz) de bu sisteme entegre hale geldi. Bunun bir sonucu olarak, bireysel görüşler artık sosyal medya vb. platformlar aracılığıyla sistemin meşgalelerini hem belirleme hem de etkilemede büyük rol oynuyor.

Bugün Suriye ve Mısır’da yaşananları ve sistemin aktörlerinin demeçlerini incelediğimizde sade vatandaşların görüşlerinin etkilerini rahatlıkla görebiliyoruz. Bölgenin aktörleri artık adım atarken herhangi bir bireyin tepkisini göze almak zorunda hissediyor. Sosyal medya üzerinden yayılan tek bir iletinin bile etkileri uluslararası sonuçlar doğurabiliyor. Bugün hala uzun vadeye yayılmış planların Ortadoğu üzerinde nasıl uygulandığına tanık oluyoruz ancak artık biriysel olarak sadece seyirci kalmaktan öte bu planları etkileme, erteleme, değiştirme ve dahi uzun vadede yok etme olanağına sahibiz… Artık Ortadoğu’daki gelişmelerin ve olayların kontrol ve geridönüşüm mekanizmaları açığa çıkıyor ve çeşitleniyor. Yeni süreçte, Ortadoğu’daki sistemin ‘termostat’ görevini gündeme duyarlı her birey üstlenebiliyor.

Selman ÇELİK