Postmodernizm Penceresinden İslam

İslam ve değerlerini postmodernizm üzerinden yargılamak elbette bir aymazlık teşkil edecektir. Esasen bu yazının maksadı, postmodernizm ve İslam ilişkisi üzerine farklı bir bakış açısı getirerek günlük hayatta İslam konusuyla sonlandırmaktır.

İslamın ortaya çıkışı Allah’ın Hz. Muhammed (s.a.v.)’e peygamberliğini tebliği ile miladi 7. yüzyıla tekabül eder. Postmodernizm ise miladi 20. yüzyılın ikinci yarısında modernizmin katı kuralları ile her alanda ayrıştırıcı ve keskin ideolojilerin kurulmasına sert bir tepki olarak doğmuştur. Modernizm sonucu yetersiz araştırma ile birçok disiplinde mutlak kabul edilen yargılar, postmodernizm sonrası eleştiri ve tartışmaya açılmıştır.

Modernizm ve postmodernizmin zamansal izdüşümleri olarak kabul edilen süreçler modernite ve postmodernite kavramları ile açıklanır. Ancak günümüzde bırakın postmodernizm ve postmodernitenin sona ermesini modernizm ve modernitenin dahi etkilerinin hala sürdüğü çağdaş düşünürler tarafından tartışılmaktadır. Biz bu yazıda postmodernizme odaklandığımız için onun etkileri üzerinde duracağız.

Günümüzde postmodernizm sonucu birçok alanda teorik ilerleme kaydedilmiştir. Bunun temelinde postmodernizmin getirdiği eleştiri anlayışının yattığı söylenebilir. Bir ve mutlak doğruyu aramak yerine birden çok doğrunun olabileceğini varsaymak ve bu yönde hareket etmek daha verimli kabul edilmiştir. Buraya kadar yaptığımız mütalaa İslam’daki sorgulama kriterleriyle tam anlamıyla örtüşmüyor. Zira İslam’da değişmez ve mutlak değerler oldukça fazla olup sorgulamaya müsaade vermeyen konular da yer alır. Ancak asıl İslam ve postmodernizm ilişkisi bu noktadan sonra bir anlam ifade etmeye başlıyor.

Eğer günümüzde ademoğlunun din olgusuna bakışını değerlendirecek olursak modernizm kriterleri ağır basmaktadır. Fakat İslam’ın günlük hayata dair düzenlemelerini tekrar ele alırsak, postmodernizmde öne sürülen düşüncelerin temellerini görmek oldukça kolaydır. Buradan hareketle İslam’ın ortaya çıkışından şuana dek süreç tersine işlemiştir diyebiliriz. Bunun en önemli sebeplerinden biri ise insanların İslam’ı kendi istekleri doğrultusunda yorumlaması ve uygulamasıdır.

Bugün postmodernizmin sonuçlarından biri olarak eğitim alanında dünya çapında etkili bir devrim gerçekleşmeye başlamıştır. Modernizmin bir tezahürü olarak görebileceğimiz genelgeçer yüksek lisans eğitim programlarına tepki olarak artık yeni bir sisteme ileri üniversiteler eliyle adım atılmıştır. Peki nedir bu yeni sistem?

Postmodernizmde, disiplinlerin sert kurallar ile biribirinden tamamen ayrı yollarda seyretmesi şiddetle eleştirilmiş ve disiplinlerarası ilişkilerin tartışılması büyük önem kazanmıştır. Zira bu ilişkilerin ortaya çıkarılması oldukça elzem olup hayatı kolaylaştırmaya büyük katkı sağlamaktadır. Bu doğrultuda üniversite yüksek lisans programları sadece bir disiplinin yine bir dalının detaylarıyla kendi içinde incelenmesi üzerine yoğunlaşmak yerine başka disiplinlerle olan ilişkileri açığa çıkartmak üzerine şekillendirilmeye başlanmıştır. Misalen; mimarlık ve politika disiplinleri bir arada olmak suretiyle ‘Mimarlık ve Politika Yüksek Lisans Programı’ adı altında okutulabilmektedir. Bu yüksek lisans programının öğrencileri de hem mimarlık hem de politika lisans mezunlarından seçilerek multidisipliner çalışmaların süratle başlaması ve ilerlemesine zemin hazırlanmaktadır.

Bu örnekten yola çıkarak, İslam ve günlük hayata dair düzenlemelerine dönecek olursak, dinin günlük hayattan soyutlanması ve tamamen ayrı bir boyuta ve mekana indirgenmesi ancak bir ahmaklık olarak açıklanabilir. İslam’ın feyzine varmayı hedef seçip bir yandan da onu kendimizden uzaklaştırıp sadece uhrevi mekan ve zaman şartlarında yaşanabileceğine inanmak hangi akl-ı selim düşüncenin ürünü olabilir? Bir yandan postmodernizmi överek diğer yandan da İslam’ı dogmatik olarak yaftalamak ne ölçüde izan kabul eder?

Fi Emanillah,

Selman ÇELİK