Sevgiliye Arz

Ey Sevgili!

Gidişinin ardında ne günler devrildi; ama sen asla unutulmadın. Yarına gebe her umuda şavk oldun. Karşılıksız sevdin ve daim üzüldün; ama tek gün isyan etmedin.

Çocuktum, henüz masum yıllarımdı. Adını çokça işitmiş olsam da seni ilk ne zaman ve kimden dinledim hatırlayamıyorum. Ama biliyorum ki seni o yıllardan başlayarak sevdim. Ayyüzlü dediler seni tarif için, kötüden ise münezzeh. Öyle anlattılar ki seni; bu aşkın demi sonsuz taze kaldı yüreğimde. Ne yek hadise var sana kızabileceğim, ne de yek kimse senden zarar rivayet eden.

Bak yine güneş sabaha çark ediyor ve adeta haykırıyor: “Bugün yine onu görmeyi hak etmedin!”. Neden sevgili? Neden beni kendinden sakınıyorsun? Cismen yakınımda olman, ya da en azından bunu hissettirmen herşeyi değiştirmeye yetmez miydi? Ama biliyorum ki bu da bir sınav benim için. Belki de seni görememektir bizim aşkımızı büyüten kim bilir. Hayallerde seni tasvir etmek daha güzel aslında. O vakit seni başkasından kıskanmak da icap etmiyor. Hem sen ulaşılmaz olduğun sürece başkalarınca incitilmen ya da herhangi bir sebepten üzülmen de gayr-ı mümkün.

Ne acayiptir ki lazım gördüklerinde soruyorlar alaylı: “Neden biri olmasın yüreğinde herşeyden sakındığın?” Sen varken ey sevgili! Sen varken ben yüreğimi nasıl emanate bırakırım?

Sendin zorluğa mukavemetin en münasip temsili; sendin azim duvarlarını yüreğinde eriten. Sendin daima doğruyu yanlışa tercih eden; ve yine sendin dilinden tek kelime yalan işitilmeyen.

Sen ey sevgili! Sen ki Allah’ın kainatı ve ademoğlunu yaratma sebebi Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem). Şefaat eyle ki haşrolduğumuz vakit yanında namütenahi saadete layık görülelim.

Selman ÇELİK