Allah Utandırmasın!

2011 Ağustos ve alelade bir gündü. Sabahın erken saatlerinde yastığımın altında titreyen telefonla uyandım. Yarı açık gözlerle telefonu yüzüme çevirdim; ekranda ‘Hasan Küçükoğlu arıyor’ yazıyordu. Aceleyle doğruldum; boğazımı temizledikten sonra telefonu açtım. “Selman! 15 dakika sonra hazır ol; seni almaya geliyorum” dedi Rahmetli AK Parti Başakşehir İlçe Gençlik Kolları Kurucu Başkanımız. “Tamam Başkanım, nereye gidiyoruz?” diye sordum. “Selman! Hazırlan sen, yolda konuşuruz” dedi. Arabaya atladıktan sonra kısa bir hasbihalin ardından sorumu yineledim ancak Hasan Başkan konuyu değiştirerek geçiştirdi. Üçüncü kez sorma cesaretini kendimde bulamadım ama bir maceranın beni beklediğini hayal ederek heyecanlanmaya başlamıştım.

Yolda muhabbet sürerken önce Vatan Caddesi sonra Fatih Çarşamba’nın ara sokakları derken bir okulun yanında durduk: İstanbul İmam Hatip Lisesi. Araçtan inerken hala buraya neden geldiğimizi ve sabahtan buyana süren gizemi merak ediyordum. Hasan Başkan ile doğruca okul müdürünün odasına girdik. Odada müdür ve mezunlar derneği başkanı bizi bekliyordu. Hasan Başkan beni takdim etti: “İşte Mimarımız Selman!”.

Çaylarımızı yudumlarken odada okulun Hasan Başkan’ın öğrenciliği zamanından başlanıp o güne dek süreci ve mevcut sıkıntıları görüşüldü. Sonrasında ağızlarda bakla ıslanmaya başladı. O gün o odadaki meclisin bir ucu Recep Tayyip Erdoğan’a kadar uzanıyordu. Ankara’da kendisinin öncülüğünde bazı bakanların ve milletvekillerinin de dahil olduğu birkaç aydır faaliyet içinde olan bir kurul oluşturulmuştu. İstanbul gibi büyük iller için ise her ilçede tali kurullar oluşturulmuştu. Bu kurulların üyeleri ilçeden sorumlu milletvekilleri, il belediye başkanı, vali, il milli eğitim müdürü, ilçe belediye başkanı, kaymakam, ilçe milli eğitim müdürü, varsa imam hatip lisesi müdürü, varsa imam hatip lisesi mezunlar derneği başkanı ve teknik gönüllülerden oluşuyordu. Rahmetli Hasan Başkan da hem kendisi hem de Sayın Erdoğan’ın mezun olduğu İstanbul İmam Hatip Lisesi için gönüllü mimar olarak çalışmak üzere bizi önerdi.

Hemen o gün çalışmaya başladık. Kurullar için hedef çok netti: Mevcut haliyle İstanbul’da her 3 ilçeye 1 imam hatip lisesi düşüyor iken bu durum her ilçede en az 3 imam hatip lisesi/ortaokulu olacak şekilde çalışılacaktı. Aynı hedef kapsamında mevcut imam hatiplerin de sıkıntıları giderilecek ve hepsi birer imam hatip kampüsüne çevirilmeye uğraşılacaktı. Bu uğurda Vatandaş Selman’a düşen de okulun çevresinde kabaca bir keşifle tarihi yapıların korunumu ve yeniden kullanımı sağlanacak şekilde okulun genişletilmesi için ön-istimlak raporu hazırlama ve haritalandırma çalışması oldu.

Bu proje aslında TV programlarında amiyane tabirle ‘dindar gençlik’ başlığı altında tartışılmaya başlanan idealin cevherlerinden birini oluşturuyordu. Ancak başta Ankara’daki kurul olmak üzere ilçe kurulları için de gizlilik esastı. Çünkü mevcut siyasi tansiyon, bu kurulların tartışmaya açılmasını kaldırmaya müsait değildi. Ne zaman ki somut adımlar atılmaya başlandı, gerek medya gerekse avam bu projeye dair kulis yapmaya başladı.

Bizim 2011 Ağustos’unda ilçe kuruluna teslim ettiğimiz harita ve istimlak raporu doğrultusunda gerekli görülen yeni binalar ile programları bilahare kurulca somutlaştırıldı ve İstanbul İmam Hatip Lisesi çevresinde istimlak gündeme geldi. Bilhassa Taraf gazetesi konudan haberdar olup istimlakı muhalif tavır ile sürmanşete taşıdığında ise tarih ancak 29 Eylül 2014 idi. Böylelikle kurulun çalışmaları 3 yıl sonra gizlilik ilkelerini aştı. Duruma bir başka açıdan bakılırsa, mesleki anlamda bizim ilk işimiz de ülkenin ve gençliğin hayrına bir proje için çorbaya tuz katmak olmuş oldu.

Kim bilir bugün cumhurbaşkanımız ve başbakanımız öncülüğünde henüz gizli tutulmakla beraber kaç mukaddes proje daha yürürlüktedir? Rabbim ülkemizi istikrardan, bizleri de halis niyetle fikir üretenlerden mahrum bırakmasın.

Fi Emanillah!

Selman ÇELİK