Neden Şah-Fırat?

TSK’nın Suriye’de Şah-Fırat Operasyonu’nu gerçekleştirmesi ile yeni bir gündem oluştu. Bu yazı ‘toprak kaybı’, ‘prestij kaybı’ vb. safsataları kale almayacak ve bunlara cevap yetiştirme maksadı taşımayacaktır. Bilakis, meselenin aslını irdelemek ülkenin iç ve dış istikbali açısından önemi haizdir.

Soğuk savaş sonrası oluşan yeni düzende Türkiye’nin varlığı son on küsür yıl içerisinde belirginleşmiş ve meyvelerini vermeye başlamıştır. Şah-Fırat Operasyonu Türkiye hinterlandından ele alındığında uluslararası ilişkiler potasına ciddi mesajlar taşıyor. Öncelikle, Türkiye’nin tehdit addettiği her durum sembolik bir kara parçası da olsa gerek Süleyman Şah’ın şahsiyeti ve gerekse 38 askerin akıbeti açısından ehemmiyet arz ediyor. Ancak bu işin görünen kısmı, bunun ardında başka hamleler de yatıyor.

Operasyonun gerçekleşmesi ile Türkiye, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun daha önce belirttiği üzere “Eğer yeni bir düzen kurulacaksa o düzenin temel taşını atan ülkelerin başında geleceğiz” düsturunu koruduğunu göstermiş oldu. Ayrıca, Süleyman Şah Türbesi üzerinden Türkiye’nin bölgede çatışma içine çekilmesi ve ‘savaş halinde bir ülke’ olarak tüm dünyaya reklam edilmesi de önlenmiş oldu. Keza, Türkiye’nin ‘çatışmasızlık’ uğruna neleri göze alabileceği tüm dünyanın gözleri önüne serildi.

Bugün uluslararası sorunların çözümünde başarı araçlarından biri de ‘çatışmasızlık’tır. Savaş ve fiziki hamle öngören çözümlerin ilk öneri olarak kabul görmesi o ülkenin muasır medeniyetler seviyesine çıkamadığına bir misal teşkil eder. Aslolan, ülkenin jeopolitik gücünün masaya yatırılması ve hamlelerin diplomatik ve çok boyutlu öngörülmesidir.

Gelelim operasyonun iç politika mesajına…

Şah-Fırat Operasyonu, her ne kadar Türkiye-IŞİD meselesi gibi görünse de Süleyman Şah Türbesi’nin YPG kontrolünde olan bir bölgenin yanıbaşına taşınması çözüm sürecinde yeni somut adımların atılabilmesi ve sürecin hızlandırılması için bir zeytin dalı uzatılması hükmü taşıyor. Sorunların aşılması ve çözüm süreci için devletin samimiyetinin hangi boyutta olduğu açık açık Kürt kökenli tüm vatandaşların nazarına sunuluyor.

Siz eğer birini düşman olarak görseydiniz, onun evinin arka bahçesine dedenizin mezarını taşır mıydınız?

Fi Emanillah!

Selman ÇELİK