Haydi Vakfet Kendini!

‘Vakıf ve Medeniyet’ kültürünü atalarımızdan öğrendik. Anamız babamız az anlatmadı çilelerini, imkansızlıklarını ve mahrumiyetlerini. Rahman (c.c.) şükrü karşılıksız bırakmadı; günümüz refahı ve imkanları bahşedildi. Peki, nimet gençleri olarak bizim misyonumuz ne olmalı?

Her anını sınav içinde tükettiğimiz ömür için elbette ki sahip olduğumuz nimetleri en güzel ve yeğlediğimiz şekilde değerlendirmek hakkımız. Ancak bu nimetlerin şükrünü sadece dua ile eda etmek mizana uyar mı?

İnsan, yaratılış gereği kazanç uğruna hareket eder; tevekkül eder, çabalar ve muvaffak edilir. Bu, tabii süreçtir. Ancak, hayatını sadece maddi kazanca adamak, dünyevi hazları önceliklere taşımak, bilhassa genç nesiller için ciddi bir tehdit olarak önümüzde duruyor.

Tirmizi’den naklen Resulullah (s.a.v) belirtiyor ki; Kıyamet günü hiçkimse, şu dört suale cevap vermeden yerinden ayrılamaz:

1- Ömrünü nerede tükettin?
2- Gençliğini nerede geçirdin?
3- İlmin ile ne amel ettin?
4- Malını nerede kazanıp nereye harcadın?

Bugün, soğuk savaş ve sanayi devrimi sonrası şekillenen yeni dünyanın altın çağını yaşıyoruz. Küreselleşme ile medeniyetlerin yok olması ve kültürlerin dünyeviyat ekseninde birleşmesi sürecine tanıklık ediyoruz. Sezai Karakoç’un ‘diriliş’ ideali içinde mutlak lazım gördüğü diriliş eri, diriliş ereni, diriliş piri ve diriliş münevverlerinden olmanın zamanı gelmedi mi?

Vakıf kültürü; sahip olduğu nimetleri, olanakları seferber etmeyi ve kendini dahi tümüyle bağışlamayı esas alır. Kendini vakfetmek! Özünü ‘Asım’ın Nesli’ uğruna feda etmek ne kutsal bir atılımdır! Şükretmek için bu kutsal merhaleden öte veçhe varid midir? Yukarıda hadis ile de zikredilen dört ahret sualinin en az üçünü cevaplamaya vakıf olmaktır vakıf insanı olmak!

Çok şükür ki, kıyamet günü ‘aldananlar’ güruhuna dahil edilmemek için nice muteber vakıflardan bir vakıf olan Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) çatısı altında vakıf insanı olma arzusuyla çabalıyoruz. Hak yol ‘ehl-i sünnet vel cemaat’ten olmak ve daim diri kalmak arzusu ile…

Fi Emanillah!

Selman ÇELİK