Yarını Unuttuk Mu?

Sabahtan akşama yaşadığımız ve haz duyduğumuz bir hayat var mı? Yoksa uykudan artakalan zamanı mı dolduruyoruz?

Küçük yaşlarda eğitime başladığımız ilk günlerden buyana sürekli ‘düzenli bir hayat’ öğretisi ile sorumlu tutulduk. Evet, istesek de istemesek de hepimizin bir rutini oldu. Ancak, bu yaşadığımız düzenli bir hayat mı yoksa gün geçtikçe robotlaşıyor muyuz?

Küçük şeylerden mutlu olmayı Prof. Dr. Üstün Dökmen Hocamızdan öğrendik. Peki ama büyük hedefler koymaktan kaçmayı bize telkin eden de kim? Dünyaya geliş amacımızı unutuyor muyuz? Hani birlikte bir söz vermiştik Kalu Bela’da…

Yaratılış gayemizi çalan ideolojilere düşman olduğumuzdan buyana fikirsiz ve amaçsız bir dünyada yaşamaya ittik kendimizi. Tek bir ideolojiye intisap ederek saplanıp kalalım diyemem; ancak makul hedef koymak için de idealar bilmek gerekmez mi?

Reçete yazmak haddime düşmez, lakin Montaigne der ki “Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım etmez”. Hayatımızı düzene sokalım evet ama düzen uğruna kendimizi zihinsel gettolara da hapsetmemeli. Orta yolla büyük hedefler de pekala düzenli hayatta belirli zaman dilimlerinde sebat ile gerçeklenebilir. Hedefi vakit ve sabırla yoğurmak yeterli. Ancak hayattan keyif alabilmek için manevi birikim de olmazsa olmaz. İnsanın, bir sahibinin olduğunu bilmesi, zor anlarında bazen tek tesellisi olabiliyor…

Hasıl-ı kelam, geçmiş dündü ama yarın bugün!

Fi Emanillah!

Selman ÇELİK